EĞİTİMDE 1980 - 1990 DÖNEMİ

Bilişsel PsikolojiBu yaklaşım, isviçreli psikolog Jean Piaget(jan piyaje1869-1980)tarafından ortaya konmuştur. Biliş sözcüğü, insanın dünyayı tanıma ve anlamaya yönelik zihinsel etkinlikleri anlamına gelir.
Bilişsel psikoloji, merkezsel zihin süreçlerine önem veren kendi karakteristik yaklaşımının bilincinde bir psikoloji disiplini olarak 1970’ten bu yana ön plana çıkmıştır. Bilişsel psikolojinin içeriğindeki ve araştırma tekniklerindeki özellikleri daha iyi değerlendirmek için onu, psikolojinin bir bilim olarak gelişim perspektifi içinde görmek yerinde olacaktır.
Bilişsel psikoloji, düşünme, hissetme, öğrenme, anımsama, karar verme, dil, problem çözme ve yargılama gibi zihinsel süreçlerin en geniş anlamda incelenmesidir. Yani bilişsel psikologlar insanların bilgiyi anlama, saklama ve bilincine geri getirmeleriyle ilgilenirler. Bilişsel psikologlar zihinsel süreçlerin incelenebileceğine ve incelenmesi gerektiğine inanırlar. Her ne kadar bilişsel süreçler doğrudan gözlenemeseler de, davranışları gözlenebilir ve bu davranışların altında yatan bilişsel süreçler hakkında çıkarımlar yapılabilir.

Mikro Bilgisayarlar
1980 den sonra transistorların yerine mikroçiplerin kullanıldığı bilgisayarlardır. Bu gün kullandığımız bilgisayarlar bu kuşağa aittir. Ancak her gün yenilikler eklenmekte, bilgisayarların çalışma hızı ve kapasitesi arttırılmaktadır. Bu yıllarda Amerikan ve Japon teknolojilerinin elektronik ve küçültme alanındaki ürünü olan ev bilgisayarları ortaya çıktı.

1981’de IBM tüketici bilgisayar endüstrisinin gelişmesi için anahtar olan PC’yi tanıttı. Bu, İntel mikro işlemci tabanlıydı ve işletim sistemi olarak Microsoft lisanslı DOS kullanıyordu Günümüzde de söz sahibi olan IBM firması ilk kişisel bilgisayarını 1981 yılında piyasaya sürdü. Kısa bir zaman diliminde standart haline gelen IBM PC ‘lerin 4 yıl sonunda bir milyoncusu satıldı. Artık dünyanın her tarafında IBM uyumlu bilgisayarlar üretilmeye başlandı. Üretimi uzak doğu ülkelerinde daha yaygın olarak yapıldı. Yazılımlar da IBM PC uyumlu olarak yazılmaya başlandı. Bu dönemden günümüze kadar bilgisayar teknolojisi akıl almaz bir hızla ilerledi. İlk üretilen bilgisayarların kullanımı zordu. Fakat bilgisayarların donanımındaki gelişmeye paralel olarak yazılım alanındaki gelişmeler bilgisayarları bütün insanların kullanabileceği seviyeye gelmesine sebep oldu. Artık bilgisayar insan hayatının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçası oldu.İlk IBM Kişisel Bilgisayarı, 1981 yılının Ağustos ayında pazara çıkardı.

1983 baharında IBM, içinde sabit disk bulunan ilk kişisel bilgisayarı olan PC/XT'sini piyasaya sürdü. Disk, yerleşik bir depolama aygıtı olarak çalışıp, 10 megabayt'lıktı. Apple Bilgisayarda yine bu tarihte Macintosh’u tanıttı ve bilgisayarın kolay kullanımında bir devrim yarattı. İlk popüler grafiksel işletim sistemi

1984 yılında, Apple Macintosh’u sürdüğünde piyasaya girdi. Microsoft firması Macintosh için sözlük işlemci ve elektronik tablo programı yazdı.
1984'te, IBM, Intel'in 80286 mikro işlemcisine dayalı, PC AT adlı yüksek performanslı ikinci kuşak bilgisayarını tanıttı. IBM PC'den üç kat hızlıydı.

1980’lerin sonunda bilgisayarlar daha kullanışlı hale gelmiş, tüketici bir bilgisayardan ne bekleneceğinin bilincinde idi. Oluşan bu ikinci mikrobilgisayar patlaması halen devam etmekte olup, daha uzun seneler de devam edeceğe benziyor. Yazılımların gelişmesi ve internet mikrobilgisayar pazarının gelişmesindeki en büyük etkenlerdir.


Yapılandırmacılık
Yapılandırmacılığın ilk öncülüğünü Barlett (1932) yapmıştır. Diğer taraftan Jean Piaget’ in çalışmalarının yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına önemli katkıları olmuştur(Smorganboard, 1977). Daha sonra, günümüzde öğrenme teorisinde etkin rol oynayan yapılandırmacı yaklaşımın temel esasları verilmiştir(Good, Brophy,1990). Bu çalışmada, öğrenme sürecinde öğrencilerin aktif rol almaları gerektiği saptanmıştır.
Yapılandırmacı yaklaşımda esas hareket noktası, öğrenmekte olan kişinin zihinsel süreç içine girmeden o ana kadar kavradığı bilgiler ve bu bilgilerin oluşturduğu bilişsel yapılardır. Bu bilişsel yapılar kavramların anlamlandırılmasında temel yapı taşlarıdır. Yeni kavramların öğrenilmesinde, eğer bireyler kendi bilişsel yapılarını kullanarak mantıksal ilişkilendirmeleri yapabiliyor ise öğrenme süreci gerçekleşmiş olur.
Yapılacak etkinlikler, analiz, sentez, değerlendirme, ilişkilendirme, sınıflandırma, genellendirme ve sonuç çıkarma gibi yüksek düzeyde matematiksel düşünme becerilerini kazanmalarına yönelik olmalıdır(Hatifield, Edwards, Bitter, 1997).
Yapılandırmacı öğretmen;
l Öğrenenlerin hem birbirleri ile hem de kendisi ile ilişki kurmalarını cesaretlendirir,
l Öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirmek üzere işbirlikli çalışmalar düzenler,
l Öğrenenlerin fikir ve sorularını açıkça ifade edecekleri ortamları oluşturma gibi rolleri yerine getirir,
l Öğrenenlerin bireysel farklılıklarına uygun seçenekler sunar, dersleri desenlemede öğrenci ilgilerinden hareket eder,
l Yönergeler verir,
l Her öğrenenin kendi kararını kendisinin oluşturmasına yardımcı olur.
l Bu noktada öğretmen, yol gösterici ve rehberdir.
l Öğretmenler, problemi öğrenenler için çözmek yerine öğrencinin çözümlemesi için ortam hazırlarlar.
Yapılandırmacı öğrenme,
l Öğrenenin kendi yetenekleri,
l Güdüleri,
l İnançları,
l Tutumu ve tecrübelerinden edindikleri ile oluşan bir karar verme sürecidir.
l Birey öğrenme sürecinde seçici, yapıcı ve etkindir.
l Öğrenmenin kontrolü bireydedir.
l Öğrenmeye öğretmeniyle birlikte yön verir.
l Öğrenenlerin önceki yaşantıları, öğrenme stilleri, bakış açıları ve hazır bulunuşluk düzeyleri öğrenmelerine yön veren etmenlerdendir.
l Öğrenen kendi kararlarını kendi alır.

Yorumlar